Rusya ve Çin liderleri arasında imzalanan son ortak deklarasyon, küresel jeopolitikte taşların yerinden oynadığının en somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Rusya Bilimler Akademisi Çin ve Çağdaş Asya Enstitüsü Dünya Siyaseti ve Stratejik Analiz Merkezi Başkanı Yekaterina Zaklyazminskaya, zirveden çıkan tarihi kararları ve küresel siyasete yansımalarını değerlendirdi.
Çin’de bulunan Rus bilim heyetinin bir üyesi olarak süreci yakından takip eden Zaklyazminskaya’ya göre, imzalanan ortak deklarasyon sadece iki ülkenin ittifakını değil, aynı zamanda Washington merkezli dünya düzenine karşı küresel bir alternatifin doğuşunu simgeliyor.
‘ABD’nin baskı politikası karşılık bulmadı’
Deklarasyonun zamanlamasına dikkat çeken Zaklyazminskaya, metnin ABD Başkanı’nın Çin’e gerçekleştirdiği resmi ziyaretin hemen ardından imzalanmasının stratejik bir mesaj taşıdığını vurguladı:
Rus uzman, Washington’ın Çin’e kendi şartlarını dayatma, baskı ve şantaj yoluyla sonuç alma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlandığını ve Pekin-Moskova hattındaki ortak iradeye çarptığını belirtti.
‘Çin çatışma karşıtı ancak taahhütlerine sadık’
Çin’in dış politika felsefesine de değinen Zaklyazminskaya, Pekin’in yapısal olarak konfrontasyondan (çatışmadan) ve sert rekabetten kaçınan bir devlet modeli sunduğunu hatırlattı. Çin’in ABD ile diyalog kanallarını açık tutma çabasının Rusya ile olan stratejik ortaklığını zayıflatmayacağını ifade eden uzman, şu değerlendirmede bulundu:
Dünyanın içinden geçtiği bu çalkantılı dönemde, iki ülkenin ‘yeni tip uluslararası ilişkiler’ modeli geliştirdiğini belirten Zaklyazminskaya, bu modelin Washington tarafından dayatılan değerlerden kökten ayrıldığını vurguladı.
Pekin ve Moskova’nın sunduğu bu yeni düzenin, küresel jeopolitik krizlerin gölgesinde diğer ülkeler için giderek daha cazip bir çekim merkezi haline geldiği ifade ediliyor. Zaklyazminskaya, bu modelin geleceğine dair öngörülerini şu sözlerle özetledi: