“Tehlikeli kimyasallarla çalışan ruhsatsız ve kayıt dışı çocuk işçi çalıştıran bu ölüm tesisinin varlığına göz yuman her bir yetkili yargılanmalıdır”
Kocaeli Dilovası’nda 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği parfüm dolum imalathanesi yangınıyla ilgili dava öncesi cezaevi önünde açıklama yapan aileler, olası kastla öldürmekten yargılama isteyerek, “Soruşturma süreci bugüne kadar eksik ve taraflı yürütülmüş özellikle kamu görevlileri ile ilgili yürütülen soruşturmada aylar geçmesine rağmen bir adım yol alınmamıştır. Sorumlular hala yargı önüne çıkartılmamıştır. Sadece özel şirket sahiplerinin ve iş güvenliği uzmanlarının tutuklanması bizler için yeterli değildir… Adalet yerini bulana kadar susmayacağız” dedi.
Duruşma öncesi cezaevi önünde “Kaza değil cinayet, hesabı sorulacak”, “Katillerden hesabı emekçiler soracak”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganları atıldı. Birleşik Metal İş Sendikası Gebze 1 Nolu Şube adına Naz Şakar, Petrol iş Sendikası Gebze Şube Başkanı Şivan Kırmızıçiçek, Nakliyat-İş Sendikası Gebze Şube Başkanı Erdal Kopal da destek amacıyla duruşmaya geldi. Basın açıklaması sırasında Depo, Liman, Tersane ve Deniz İşçileri Sendikası (DGD-SEN) Genel Başkanı Neslihan Acar, Nisa Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir, Nisa Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir, Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir ve annesi Saliha Taşdemir konuştu.
“Pencere, baca olsaydı çıkarlardı… adalet istiyoruz”
Nisa Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir gözyaşları içinde adalet talebini dile getirdi. Açıklamasını Kürtçe yapan anne Taşdemir kızının fotoğrafını göstererek, “Toprağın altında bu… İçim yanıyor. (Tekrar kızını göstererek) Bu nasıl toprağın altına girer? Küçük kızımdı, yanarak toprağın altına girdi… Kızımı bile bile yaktılar. Çocuklarımıza yazık değil miydi? Hayalleri vardı, büyüyeceklerdi. Nisa’nın hakkı yerde kalmasın, Çocuklarımız geri gelmeyecek ama en azından hakları yerde kalmasın, devletten başka bir şey istemiyoruz. Devlet bize yardım etsin. Nisa, babası kanser olduğu için çalışıyordu, babası için çalışıyordu. Parça parça kızımın cesedini topladım, çöp poşetinin içinde verdiler. Çocuğumuz kefensiz toprağın altına girdi, kefeni bile yoktu, bu adalet mi? Diri diri yaktılar. Pencere olsaydı, baca olsaydı çıkarlardı…” sözleriyle feryat etti. Baba Vedat Taşdemir de Adalet Bakanı Akın Gürlek’e seslenerek, “Kızımı bana geri versin onu yapamıyorsa içeridekilere ceza versin. Kızım yanmış, kömür olmuş. Adalet bekliyorum devletten” diye konuştu.
“Adalet için susmayacağız”
Konuşmaların ardından mağdur ailelerin basın açıklaması okudu. Açıklamayı Hanım Gülek’in kızı Tuba Gülek Laç okudu. “Dilovası Katiamı Aileleri” adına yapılan “Adalet yerini bulana kadar susmayacağız” sözleriyle başlayan açıklama şöyle:
“8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası’nda ruhsatsız, denetimsiz ve hiçbir işçi güvenliği önlemi alınmadan çalıştırılan Ravive Kozmetik firmasında meydana gelen patlamada üçü çocuk altısı kadın olmak üzere toplam yedi kişiyi iş cinayetine kurban verdik. Bugün bu katliama ilişkin firma sahiplerinin, İSG uzmanı ve fabrikanın mal sahiplerinin yargılandığı ikinci duruşması görülecek.
“İlk duruşmada sorumluluk ölmüş iki kişiye yüklenmeye çalışılmıştır”
Bizler Dilovası İşçi Katliamı Aileleri olarak sorumluları koruyan değil adalet sağlayan bir yargı istiyoruz. Soruşturma süreci bugüne kadar eksik ve taraflı yürütülmüş özellikle kamu görevlileri ile ilgili yürütülen soruşturmada aylar geçmesine rağmen bir adım yol alınmamıştır. Sorumlular hala yargı önüne çıkartılmamıştır. Sadece özel şirket sahiplerinin ve iş güvenliği uzmanlarının tutuklanması bizler için yeterli değildir. Biz biliyoruz ki sorumlular daha fazla; gizli ortaklar ve büyük markalar; Ravive ve Lykke kozmetik ile iş yapan bu sömürü düzeninden kar sağlayan Ali Osman Akat ile Lider Kozmetik ve Rebul Kozmetik gibi firmalar bu can pazarının doğrudan sorumlusudur. Ali Osman Akat, Ravive Kozmetik’in sahipleri olan yeğenleri ile birlikte bu şirketi yönetmiştir. Sadece firma sahipleri ve İSG uzmanları değil Ali Osman Akat, Lider Kozmetik ve Rebul Kozmetik gibi firmanın iş ortağı olan tüm yapılar bu katliamdan yargılanmalıdır.
“Olası kasıt ile öldürmekten yargılama istiyoruz”
Bu hali ile katledilen canlarımızın emekleriyle yaratılan zenginliği paylaşanlar henüz soruşturmaya dahil edilmemiştir. Özellikle şirketlerin ortağı Ali Osman Akat yeğenlerini kaçırırken yakalanmasıydı belki şuan yurt dışında olacaktı. Olası kasıt ile öldürmekten yargılanmasını istiyoruz. Kamu Görevlileri; Kaçak binaya yıkım emri verip uygulamayanlar, şikayetlere rağmen denetim yapmayan Çalışma Bakanlığı müfettişleri ve Belediye yetkilileri neden hala görevlerinin başındalar? Gerekçeleriyle birlikte isim isim savcılığa sorumlular listesi vermemize rağmen neden hala ifadeye bile çağrılmadılar? Kamu görevlilerini kim koruyor? Yangının çıktığı fabrikaya iki bina yakın İŞKUR’da çalışanlar neden hala görevde? Dilovası Belediyesindeki sorumlular hakkında, Bakanlıklardaki sorumlular hakkında neden hala soruşturma izni verilmedi? Patronlara ceza verelim arkası kesilir, unuturlar diyorsanuz biz unutmayacağız. 20 sene sürse de tüm sorumlular mahkeme önüne gelene kadar bu davanın peşini bırakmayacağız.”
“Duruşma kamuoyundan kaçırılıyor”
Tüm sorumluları yargılanmasının istenildiği açıklama şöyle devam etti:
“Delil Karartma Şüphesi; Yıkım emri verip kaçak binada üretim yapılmasına göz yumanlarla, katliamın ardından binan yıkılmasını sağlayanlar aynı kişiler ve delillerin yok edilmesine yönelik bu hamlelerini hiç unutmayacağız. Tüm sorumlular yargı önüne çıkana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Duruşma kamuoyundan kaçırılıyor. Hepimiz buradayız. Duruşma güvenlik bahanesi ile Adliyeden alınarak buraya getirildi. Bu davanın toplumun gözünden kaçırılmak istendiğinin kanıtıdır. 18 yaşından küçük çocuklarını, annelerini ve kardeşlerini kaybeden aileler olarak soruyoruz; kimi kimden koruyorsunuz? Aramızda hasta babalar, çalışmak zorunda kalan ve işinden izin alamayan kişiler var. Çocuğuna tek başına bakmak zorunda kalan baba var. Şehir merkezinde duruşmaya kolayca ulaşabilecek bu kişiler için bu hapishaneye gelmek ayrı bir eziyet. Neden bu talebimizi reddediyor mahkeme, neden bizi saatlerce uzakta dağ başındaki hapishaneye getiriyor? Hapishane bizim geleceğimiz yer değil, canlarımızı hayattan koparan patronlar ve kamu görevlilerinin cezalarını çekmeleri gereken yerdir.
Talebimiz nettir. Tehlikeli kimyasallarla çalışan ruhsatsız ve kayıt dışı çocuk işçi çalıştıran bu ölüm tesisinin varlığına göz yuman her bir yetkili yargılanmalıdır. Bu yıkım kararını uygulamayan Belediye Başkanlarından zabıtalara ve denetim görevini yapmayan Bakanlık yetkililerinden şirket ortaklarına kadar herkes yargı önüne çıkartılmalıdır. Birlikte kazandınız, ihmallere göz yumdunuz bu nedenle birlikte sorumlu olacaksınız. Biz sevdiklerini kaybeden aileler olarak vardiya amirinden belediye başkanına marka sahiplerinden müfettişlere kadar her bir sorumlunun hesap vermesin istiyoruz. Davamızı cezaevi kampüslerine de götürseniz dünyanın öbür ucuna da götürseniz adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz”