CHP Meclis Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM’de yürütülen komisyon çalışmalarında terörle mücadele ile demokratikleşme başlıklarının birlikte ele alınacağını söyledi. Hazırlanan raporda, “önce terör bitsin, demokratikleşme sonra gelir” yaklaşımının …
CHP Meclis Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM’de yürütülen komisyon çalışmalarında terörle mücadele ile demokratikleşme başlıklarının birlikte ele alınacağını söyledi. Hazırlanan raporda, “önce terör bitsin, demokratikleşme sonra gelir” yaklaşımının benimsenmediğini belirten Emir, iki sürecin eş zamanlı ilerlemesi gerektiğine işaret etti. Raporda herhangi bir af ya da cezasızlık algısına yol açacak bir yaklaşımın bulunmadığını da belirten CHP’li Emir, yapılacak düzenlemelerin toplumsal yaraları kanatmayacak ve şehit ailelerini rahatsız etmeyecek bir çerçevede ele alındığını söyledi.
TBMM’de kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nda partisini temsil eden CHP Meclis Grup Başkanvekili Murat Emir, Sözcü yazarı Saygı Öztürk’e konuştu. Hazırladıkları rapor hakkında bilgiler veren Emir, hazırladıkları rapor için “Açık bir biçimde üniter devletimiz, laik demokratik Cumhuriyetimiz, milli birlik ve beraberliğimiz uygulanıyor, bir anayasa tartışmasından özenle kaçınılıyor ve devletin temel nitelikleri konusunda en ufak bir tereddüt olmayacak şekilde, açıklıkla raporumuz bunları ortaya koyuyor” değerlendirmesinde bulundu.
CHP’li Emir, çizecekleri çerçevenin özünü şöyle anlattı:
“Bir defa asla af veya cezasızlık algısı olmayacak, toplumsal yaraları kanatmayacak, şehit analarını ve gazilerimizi rahatsız etmeyecek bir düzenleme.
“Bunu yaparken infaz kanunundan kaynaklanan şartlı salıverme yönetimi, serbestlik vesaire gibi olanaklar doğru tanımlanarak kimi kişiler bakımından belirli fırsatlar yaratılabilir. Bunun tek gayesi de terörü kalıcı olarak bitirmek. Bu da Meclis’e düşer. Biz de buradaki tarihi sorumluluğumuzun farkında olarak davrandık.
“Raporda yazılanların büyük oranda yaşama geçirilmesini isteriz ama iyimser değiliz”
“Komisyonun çizdiği çerçevenin iki tane temel unsuru var. Birisi terör tamamen bitirilsin. İkincisi de Türkiye daha demokratik, daha adil bir Türkiye olsun. Raporda yazılmayan hususların olacağını varsaymak bir siyaset okumasıdır. Raporumuzda böyle bir şeye asla izin vermedik. Raporda yazılanların büyük oranda yaşama geçirilmesini arzu ederiz. Ama iyimser olduğumuzu söyleyemeyiz.
“Bir sihirli değnek gibi bütün sorunları çözeceğini söylemiyoruz ama bir zemin oluşturuldu”
“Karşımızdaki anti-demokratik, sivil darbeci, yargı darbesi üzerinden siyaseti dizayn etmeye çalışan ve Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını hiçe sayan, Anayasayı tanımayan bir siyasi iktidara böyle bir rapor yazdırmış olmayı da önemsiyoruz. Bir sihirli değnek gibi bütün sorunları çözeceğini söylemiyoruz ama burada bir zemin oluşmuştur.
Raporda özgürlüklere de yer verildi
“Bu raporda ‘Demokratikleşme’ başlığı altında aslında çok geniş, hemen hemen Türkiye’nin her sorununa değinen bir çerçeve çizdik. Örneğin terörle mücadele yasasının yeniden ele alınması gerektiğini söyledik. Şu anda düşünce açıklamaları bile terör suçu sayılıyor ve insanlar cezaevinde tutuluyor, hatta örgüte sokuluyor, yıllarca cezaevinde kalıyorlar. Bu yasanın değişmesi gerektiğini söylemiş oluyoruz. Aynı şekilde İnfaz Kanunu, Türk Ceza Kanunu’nda kimi değişiklikler öneriyoruz. Basın özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.
“Demokratikleşme ve terörle ilgili yasalar eş zamanlı yapılacak”
“Komisyon çalışmalarında beş grup arasında geçen mücadele oldu. Raporun 7’nci bölümünün yaklaşık yüzde 90’ı CHP önerileridir. Bu raporda çok dikkat edilmeyen ama bizce çok önemli hususlardan birisi de şu: Demokratikleşme ve terörle ilgili yasalar eş zamanlı yapılacak. Yani önce ‘Şu terör meselesini bir bitirelim, demokratikleşmeyi sonra da konuşuruz’ yaklaşımı bizim için geçerli değil. Bu raporda bu da var.
“Saray iradesinin bir hareketiyle değişebilecek şeyler”
“Biz bu düzenlemeleri bir çırpıda yapabilecek güçteyiz. Çünkü evet, terör sorununun kalıcı olarak bitirilmesi, bu düğümün artık çözülmesi lazım. Ama bu düğüm çözülürken bizim kayyumla ilgili, Basın Yasasıyla, ifade özgürlüğüyle ilgili, Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ilgili beklememize gerek yok. Zaten, sorunların çoğu idareden kaynaklanıyor. Saray iradesinin bir hareketiyle değişebilecek şeyler. Biz yargının da saraya bağlı olduğunu görüyoruz. Eğer, saray fikir değiştirir, arzu ederse Anayasa Mahkemesi kararları, AHİM kararları, kayyum uygulamaları hepsi anında çözülebilir. Biz bunu raporumuzda da belirttik.”