Sözcü yazarı Saygı Öztürk, mahkemenin CHP’nin kurultayına yönelik mutlak butlan kararının ardından geçtiğimiz gün partinin genel merkezinde yaşananları köşesine taşıdı. Özel’e yakın isimlerden TBMM Grup Başkanvekili Murat Emir, “Kadın milletvekilleri …
Sözcü yazarı Saygı Öztürk, mahkemenin CHP’nin kurultayına yönelik mutlak butlan kararının ardından geçtiğimiz gün partinin genel merkezinde yaşananları köşesine taşıdı. Özel’e yakın isimlerden TBMM Grup Başkanvekili Murat Emir, “Kadın milletvekilleri yerlerde sürüklendi. Bu büyük bir üzüntü.” derken, Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerden CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, “Partiye giderken hem Kemal Kılıçdaroğlu’na, hem bizlere hakaretler, küfürler edilmeye, başımıza taşlar atılmaya başlandı. CHP’nin kapılarının milletvekillerine kapatıldığı hiçbir dönem olmamıştır.” diye konuştu.
İstinafın CHP Kurultayı’na yönelik mutlak butlan kararıyla birlikte yeniden göreve dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Genel Merkez binasının tahliye edilerek kendilerine teslim edilmesi yönünde talepte bulunmasının ardından önceki gün parti binasında hareketli saatler yaşandı. Ankara Valiliği’nin emniyete talimat vermesiyle polis ekipleri binaya gaz kapsülüyle müdahalede bulundu. Bina içindeki barikatlar yıkıldı, partililer ve halk genel merkez binasından çıkarıldı. “Çok üzgünüm, baba ocağını geri almak üzere çıkıyoruz; bir daha buraya geldiğimizde bu iktidar ve iş birlikçileri buna cesaret edemeyecekler” açıklamasını yapan Özgür Özel, Meclis’e yürüdü.
Özgür Özel adına TBMM Grup Başkanvekili Murat Emir ve Suat Özçağdaş, Kemal Kılıçdaroğlu’nun adına ise CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, görüşme yapmak üzere görevlendirilmişti.
Genel merkez binasında yaşananları Sözcü’den Saygı Öztürk’e değerlendiren Murat Emir, “Kemal Bey’le Genel Başkanımız Özgür Bey arasındaki bir iki telefon görüşmesi oldu. Bir heyetin bir müzakere yürütmesi gereği konuşulmuş. Kılıçdaroğlu’nun görevlendirdiği iki milletvekili cumartesi gecesi konuşurken görüşmenin pazar günü 12.00’de olmasını, daha sonra da, ‘Çok geç olur, hemen (Cumartesi gecesi) görüşülmesini’ önerdi. Çünkü sabah 07.00’de CHP’nin kapısına topladıkları bodyguardlarla kapıya dayanmaya karar vermişler. Gece 02.00’de bile görüşmek istiyorlar, ‘Bir çay içelim’ diyorlar. ‘İlla bu gece görüşelim’ acelesini görünce, operasyon hazırlığı olduğunu anladım.” dedi.
“Polis gelince oradan çıkışınız nasıl oldu?” sorusuna ise Emir, şöyle yanıt verdi:
“Özellikle kadın arkadaşlarımızın gözyaşlarını tutamadığına içimiz sızlayarak tanık olduk. Ben bir defa baba ocağımızın bu şekilde teslim alınmaya çalışılmasının ve bunun da CHP’de görev yapmış kadrolarla yapılmış olmasını içime sindiremedim. Kadın milletvekilleri yerlerde sürüklendi. Bu büyük bir üzüntü.”
Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerden Mahir Polat ise yaşananlara ilişkin şunları söyledi:
“Orhan Sarıbal, Murat Emir’e cumartesi gecesi görüşmenin hemen başlamasını önerdi, Murat Emir ise pazar günü yapılmasını istedi. Ankara il örgütüne çağrı yaptılar, sabah genel merkezde olmalarını istediler. Orhan Bey de ‘Örgütümüzle birlikte gelelim, genel merkezi kazasız biçimde bize bırakın, sonra konuşuruz. İstiyorsanız bu gece görüşelim’ ısrarında bulundu. Onlar pazar günü saat 17.00’de görüşmede ısrarcı olunca, niyetin başka olduğunu anladık. Bizim böyle emniyet, polis derdimiz yoktu. 8-9 milletvekili, 3-5 parti meclis üyesi, 3-4 tane YDK üyesiyle görüşüp partiyi teslim alacaktık.
Partiye giderken hem Kemal Kılıçdaroğlu’na, hem bizlere hakaretler, küfürler edilmeye, başımıza taşlar atılmaya başlandı. CHP’nin kapılarının milletvekillerine kapatıldığı hiçbir dönem olmamıştır. İçeriye alınmayınca kapıda bekledik. Bize, küfürler edildi. Buna rağmen Kılıçdaroğlu’nu seven insanlar, hiçbir kötü söz, küfür etmedik.”
Yazının tamamını okumak için .
( Alıntı )