Türkiye’de prostat ve meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçlardan biri neden eczanelerde bulunamıyor?

Fundanur ÖztürkBBC Türkçe / Ankara Türkiye’de prostat ve meme kanseri başta olmak üzere kritik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlardan biri birkaç aydır eczanelerde bulunamıyor. Bu ilaç, prostat ve meme kanserinin yanı sıra endometriozis …

Türkiye’de prostat ve meme kanseri tedavisinde kullanılan ilaçlardan biri neden eczanelerde bulunamıyor?
Yayınlama: 29.04.2026
A+
A-

Fundanur Öztürk
BBC Türkçe / Ankara

Türkiye’de prostat ve meme kanseri başta olmak üzere kritik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlardan biri birkaç aydır eczanelerde bulunamıyor.

Bu ilaç, prostat ve meme kanserinin yanı sıra endometriozis gibi kadın hastalıklarında ve yardımcı üreme tedavilerinde kullanılıyor.

Uzmanlar, ilacın bu anlamda muadilinin olmadığını ve hastalar tarafından düzenli kullanılması gerektiğini söylüyor.

Eczacılar ve sağlık meslek örgütleri, ilacın artık ecza depolarında ve eczanelerde bulunamadığını belirtiyor.

Sağlık Bakanlığı’nın 24 Nisan’da yayımlanan Ruhsatlı Beşerî Tıbbi Ürünler Listesi’nde Zoladex adlı ilacın ruhsatının 7 Kasım 2025’te askıya alındığı görülüyor.

BBC Türkçe‘nin ulaştığı sağlık sektöründen üst düzey bir kaynak, AstraZeneca şirketinin ”ticari gerekçelerle” ilacın satışını durdurma kararı aldığını iddia etti.

AstraZeneca ise BBC Türkçe’ye gönderdiği yazılı açıklamada, ilacın satışının durdurulduğu iddiasını reddetmedi.

Ancak şirket ilaç portföyünün düzenli olarak gözden geçirildiğini kaydetti.

Sağlık Bakanlığı’na bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) ise sorularımıza yanıt vermedi.

TİTCK, Türkiye’de ilaçlar ve tıbbi cihazların güvenli, etkili ve standartlara uygun şekilde piyasaya sunulmasını ve denetlenmesini sağlıyor.

‘Hastaların bu ilaca ihtiyacı var’

Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Mehmet İrfan Demirci, “Hastalar tek tek eczaneleri gezerek Zoladex arıyor. Son birkaç aydır ilacı depolarda bulamıyoruz” diyor.

Demirci, halk sağlığı açısından bu sorunun bir an evvel çözülmesi gerektiğini söylüyor:

“Bazı ilaç firmaları Türkiye’deki ilaç fiyatlandırma sistemine itiraz ediyor ve kendilerini için kârlı bulmuyor.

“Ancak ilaç konusuna sadece ticari boyutuyla bakılamaz. Bu bir halk sağlığı sorunudur ve tedavinin sürekliliği sağlanmalıdır.

“Kanser ve üreme tedavisinde kullanılan bu kadar önemli bir ilacın bu şekilde piyasadan çekilmesini doğru bulmuyoruz. Hastaların bu ilaca ihtiyacı var.”

BBC Türkçe AstraZeneca’ya; son beş yılda Türkiye’de kaç kutu Zoladex satıldığını, satış durdurma kararı alındıysa; bu kararın gerekçesini, halk sağlığına olası etkilerini ve bu kararda ticari kaygıların etkili olduğu iddialarını sordu.

Şirket, BBC Türkçe‘nin sorularına şu yanıtı verdi:

”Portföyümüzün normal yaşam döngüsü yönetimi kapsamında, kaynakları optimize etmek ve yenilikçi ilaçlara odaklanmak amacıyla talebi, tedarik dinamiklerini ve tedavi standartlarını düzenli olarak gözden geçiriyoruz.

”Hastaları önceliklendirmeye ve sürdürülebilir erişimi korumaya kararlıyız. Ayrıca, tedavilerin devamlılığını ve geçiş sürecinin sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesini desteklemek amacıyla ilgili yerel yetkililerle sürekli temas içerisindeyiz.”

Kaç hastanın Zoladex kullandığı tahmin ediliyor?

Zoladex’in 3.9 mg’lık ve 10.8 mg’lık olmak üzere iki farklı formu bulunuyor.

İlki aylık olarak, diğeri ise üç aylık olarak kullanılıyor.

Türk Eczacıları Birliği (TEB) verilerine göre, 2025 yılında her iki formda toplamda yaklaşık 150 bin kutu Zoladex satıldı.

2022 yılında ise bu rakamın yaklaşık 200 bin olduğu belirtiliyor.

TEB verilerine göre, Türkiye’de ortalama 30 bin hastanın Zoladex kullandığı tahmin ediliyor.

Ancak bu sayı sadece satılan kutu miktarı üzerinden yapılan tahminlere dayanıyor.

Hastalara etkisi ne olur?

Türkiye’de hastalar, ruhsatlı ilaçlar listesinde bulunmayan ilaçları Türk Eczacıları Birliği üzerinden bireysel başvuru yaparak ithal edebiliyor.

Ancak Demirci’ye göre bu uzun ve masraflı bir süreç anlamına geliyor.

Hastaların doktorundan rapor alması ve ithalat talebinin Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanması gerekiyor.

Ardından ilacın ithal edileceği ülkedeki ücreti ve güncel kur üzerinden bir fiyat hesaplanıyor.

İthalat masraflarını da karşılamak zorunda kalan hastalar, yüksek ücretlerle karşı karşıya geliyor.

Demirci, Zoladex ilacı kullanan binlerce hasta için tek tek ithalat gerçekleştirmenin gerçekçi ve pratik olmadığını belirtiyor.

Hastaların ilaca doğrudan eczaneler üzerinden ulaşması gerektiğini söyleyen Demirce, “Bazen öyle durumlar oluyor ki, hastaların günlerce ve haftalarca ithal ilacı beklemesi gerekiyor” diyor.

‘Diyabet ve kalp rahatsızlıklarında kullanılan ilaçlar da zor bulunuyor’

Uzmanlar, AstraZeneca’nın sattığı Byetta ve Plendil ilaçlarında da çeşitli zorluklar yaşandığını söylüyor.

Türkiye Eczacılar Birliği Büyük Kongre Delegesi Erdal Kart, diyabet hastalığının tedavisinde kullanılan Byetta ilacının 10 mg’lık kutusuna ulaşılamadığını iddia ediyor.

BBC Türkçe‘nin ulaştığı sağlık sektöründen üst düzey kaynak da yakın zamanda Byetta’nın hiçbir formunun eczanelerde bulunamayacağını ve kalp rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılan Plendil ilacının da üretiminin durdurulduğunu öne sürüyor.

Eczacı Erdal Kart, ilacının muadili olduğunu ancak Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) geri ödeme listesinde olmadığı için hastaların para ödeyerek satın alması gerekeceğini söylüyor.

BBC Türkçe, AstraZeneca’ya Byetta ve Plendil ilaçlarının piyasadaki güncel durumunu sordu ancak yanıt alamadı.

‘Ticari kaygılar etkili oldu’ iddiası

Türkiye’deki ilaç fiyatları, güncel döviz kurunun çok daha altında bir tarifeyle Sağlık Bakanlığı tarafından belirleniyor.

Her sene ilaç şirketleri ve Sağlık Bakanlığı arasında, güncel kurun altında kalan ilaç fiyatları sebebiyle çeşitli tartışmalar yaşanıyor.

BBC Türkçe‘ninulaştığı sağlık sektöründen üst düzey kaynak, AstraZeneca’nın kararında ticari kaygıların etkili olduğunu iddia ediyor:

”Uluslararası ilaç şirketleri her ülkede farklı fiyatlandırma modelleriyle karşılaşıyor. Çin ilaç fiyatını belirlerken, Türkiye’deki fiyatları da referans alıyor.

”AstraZeneca, bu durumu engellemek için Türkiye’deki Zoladex satışlarını durdurdu. Böylece Çin’deki satışlardan daha fazla kâr edilmesi hedeflendi.

”Bu karar oldukça ani bir şekilde, Türk makamlar zamanında bilgilendirilmeden ve alternatif bir çözüm geliştirecek fırsat kalmadan alındı.”

AstraZeneca, ticari kaygı iddiaları ve Çin’deki satışlarla ilgili sorumuza yanıt vermedi.

(Getty Images)

‘Global şirketler Türkiye’den çekiliyor’

Türkiye’de bu yıl ilaç fiyat kararnamesi Aralık 2025, Mart-Nisan 2026’da olmak üzere üç kez güncellendi.

İlaçların fiyatlarını belirlemede referans alınan Euro kuru 29,11 TL olarak belirlendi.

TEB Başkanı Mehmet İrfan Demirci, ilaç fiyatlarına toplamda yüzde 35 civarında zam yapıldığını söylüyor.

Demirci’ye göre çok uluslu firmalar bu artışı yeterli bulmuyor ve sürdürülebilir fiyat yapısı talep ediyor, Sağlık Bakanlığı ise maliyetleri kontrol etmek istiyor:

”Hastanın ilaca erişimi hepsinden önemlidir. Bu noktada her iki tarafın da çözüm konusunda sorumluluklarını yerine getirmesini bekliyoruz.”

Eczacı Erdal Kart’a göre ise Türkiye’deki fiyatlandırmayı sürdürebilir bulmayan uluslararası ilaç firmaları, Türkiye’den çekilme eğiliminde.

İlaç fiyatlarını belirlemek için yeni bir model geliştirilmesi gerektiğini belirten Kart, döviz kuruna dayalı güncelleme modelinin artık sürdürülebilir olmadığını söylüyor:

”İlaç fiyatlarının senede 1-2 kere yenilenmesi yerine bunun yıl boyuna yayılması gerekiyor. Çünkü zam dönemlerinde piyasada ilaç olmuyor.

”Zamdan önce firma depoya ilaç vermiyor, depo eczaneye vermiyor ve yine halk ilaca erişimde mağdur oluyor.

”Örneğin bu sene 15 Mart ve 1 Nisan olmak üzere iki zam dönemi arasında çok ciddi zorluk yaşadık, depolar eczanelere ilaç vermedi.”

Demirci ise kalıcı bir çözüm için Türkiye’nin kendi ulusal ilaç sanayisini geliştirerek dışa bağımlılığını azaltması gerektiğini söylüyor.

‘Kanser tedavisinde süreklilik esastır’

BBC Türkçe‘ye konuşan Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu Başkanı Nasır Nesanır, kanser tedavilerinde sürekliliğin esas olduğunu vurguluyor.

Zoladex’in meme ve prostat kanserinde hormon duyarlı tümörlerin kontrol altına alınmasında kullanıldığını ve tedavide kritik öneme sahip olduğunu söylüyor:

”Bu tür ilaçların piyasada bulunamaması, doğrudan tedavi sürekliliğinin bozulması anlamına gelir.

”Tedavinin kesintiye uğraması, hastalığın yeniden ilerlemesi, tümörün daha agresif seyretmesi ve tedavi başarısının düşmesi gibi ciddi sonuçlar doğurabilir.

”Bu durum, hekimlerin bilimsel olarak doğru tedaviyi uygulama imkanını da sınırlar ve sağlık sisteminde ciddi bir kırılganlık yaratır.”

Sağlık hizmetlerinin kamusal bir nitelik taşıdığını belirten Nesanır, özellikle alternatifi olmayan tedaviler söz konusu olduğunda, ilaçlara erişimin yalnızca ticari kararlarla belirlenemeyeceğini belirtiyor.

Nesanır, ilaç firmalarının, hayati öneme sahip ürünleri piyasadan çekmeden 6–12 ay önce kamu otoritelerini bilgilendirmesi gerektiğini kaydediyor:

”Muadili olmayan ilaçların piyasadan çekilmesi, yalnızca ticari bir karar olarak değerlendirilemez; bu durum doğrudan halk sağlığını ve yaşam hakkını ilgilendiren bir meseleye dönüşür.

”İlaçlara erişim, yalnızca bir piyasa meselesi değil, temel bir sağlık hakkıdır. Bu tür krizler, sağlık sistemlerinin dayanıklılığını ve devletlerin kamusal sorumluluklarını yeniden düşünmeyi zorunlu kılmaktadır.”

Nesanır ayrıca, muadili olmayan ilaçlar için özel fiyatlandırma politikaları, vergi düzenlemeleri veya geri ödeme mekanizmalarıyla ilacın piyasada kalmasının teşvik edilebileceğini söylüyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.