Köşe yazarları PKK’nın silah bırakmasını nasıl değerlendirdi?
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli‘nin PKK lideri Abdullah Öcalan‘a yaptığı çağrıyla başlayan, iktidarın “Terörsüz Türkiye”, DEM Parti’nin ise “Barış ve Demokratik Toplum” olarak nitelendirdiği süreç, Süleymaniye’de örgütün silah bırakma töreniyle yeni bir boyut kazandı. Kendilerine “Barış ve Demokratik Toplum Grubu” adını veren bir grup PKK’lı, Süleymaniye’ye bağlı Sûrdaş kasabası sınırındaki Casene Mağarası’nda temsili olarak silahları imha ettiği bir tören gerçekleştirdi. Peki köşe yazarları, tarihi silah bırakma törenini nasıl değerlendirdi?
Mustafa Karaalioğlu: Silahlara veda diyebilmek Türkiye gibi temel sorunlarını çözemeyen bir ülke için vites yükseltmek demektir
Akif Beki: PKK’nın sonu, neyin başlangıcı olacak?
“Doğru, yeni bir günün şafağındayız. Fakat burada bitmiyor. Geriye nasıl bir güne başlayacağımız kalıyor. DEM’den boşalan hedef tahtasına CHP konacak… DEM belediyelerinden çekilen kayyumlar, CHP’ninkilere atanacak… Terör örgütü kendini dağıtmış ve DEM üzerindeki Kandil vesayeti kalkmışken CHP’li başkanlar hâlâ yerel seçimde DEM’le işbirliği yaptılar diye terörden tutuklanıp yargılanacak… Terör bitecek ama muhalefetle mücadeleye terörle mücadele süsü veren istismar bitmeyecek… Öcalan’a ve DEM’e açılan demokratik siyaset kanalları, CHP ile İmamoğlu’na kapatılacaksa… PKK’nın sonu, neyin başlangıcı olacak?”
Yazının tamamı için .
Osman Sert: Bugün yapılması gereken bu tarihi anın hakkını vermek ve gelecek için umut beslemek
“Nihayetinde ülkedeki bir çok insanı haklı şekilde tedirgin eden gelişmelere rağmen PKK’nın silah bırakma aşamasına gelmesi tarihi bir eşik. Gönül isterdi ki daha kapsamlı bir demokratikleşme yaşansa idi. Ancak toplumsal süreçler önden dizayn edilemiyor. Bugün yapılması gereken bu tarihi anın hakkını vermek ve gelecek için umut beslemek.”
Yazının tamamı için .
Ali Karahasanoğlu: Sözcü gazetesi PKK’nın silah bırakmasından büyük bir rahatsızlık duyduğunu açık açık belirtmese de…
“Görüyorum ki.. Cumhur İttifakı karşıtları, birbirine taban tabana zıt kesimleri içlerinde barındırdıklarını bir defa daha gösterdiler… Sözcü gazetesi PKK’nın silah bırakmasından büyük bir rahatsızlık duyduğunu açık açık belirtmese de… Kemalistleri, ulusalcıları, kendisini milliyetci ve ülkücü olarak tanımlayan ama Kent Uzlaşısı’na da itiraz etmeyen Millet İttifakı içindeki Türkçü damarı provoke etmek için, dün şöyle başlık atmışlardı: ‘Öcalan’a promter kurup, ‘Ulusal savaş’ dedirttiler.’ Okuyan herkes, Öcalan’ın silah bırakmaktan vazgeçip, ‘ulusal savaş’ başlattığını sandılar.. ‘Biz demedik mi, silah bırakmazlar, iktidar yine aldatıldı. Milleti aldattı’ diye başlayan yorumlar da, hemen devreye girdi.. Haberin içini okuyorsunuz: ‘İmralı canisi 26 yıl sonra yayınlanan videosunda prompter kullandı. ‘Ulusal kurtuluş savaşı stratejisine son verildi’ diye konuştu.’ Başlıkta savaş başlatıldığı izlenimi veriliyor. Haberin içinde ise, “savaşa son verildiği”nin açıklandığı aktarılıyor…”
Yazının tamamı için .
Ertuğrul Akar: PKK, “silah bırakacağım” dediğinde bile bırakmaz
“PKK, ‘silah bırakacağım’ dediğinde bile bırakmaz. Çünkü bırakması için bir neden yok. Zira arkasında hâlâ belli başlı küresel aktörlerin örtülü desteği mevcuttur. Ama bir başka gerçek daha var: Türkiye Cumhuriyeti devleti, 40 yıldır bu örgütle mücadele etmektedir ve bunu uluslararası hukuka uygun şekilde sürdürmektedir. Dolayısıyla mesele artık örgütün ne dediği değil, milletin ve devletin nasıl bir yol izleyeceğidir.”
Yazının tamamı için .
Refik Tuzcuoğlu: Umarız Türkiye ve bölge kazanır
“Dün atılan adım çok önemliydi. Silahlar yakılmaya başlandı. Önümüzde her türlü provokasyona açık bir dönem var. Umarız emperyalizmin terörize ettiği gruplar doğdukları toprakların kardeşlik ruhuna dönmeyi başarır. Umarız Türkiye ve bölge kazanır.”
Yazının tamamı için .
L. Doğan Tılıç: Silahlar sustuktan sonra, asıl önemli olan onların bir daha konuşmasına ihtiyaç duyulmayacak bir geleceğin inşa edilmesidir
“Silahlarla barış ve demokrasi arasında karmaşık, bağlama bağlı ama genel olarak çelişkili bir ilişki vardır. Şiddet, tarihsel olarak, dünyanın hemen her yerinde demokratik yolların tıkalı olduğu ve barışçıl değişimin engellediği durumlarda ortaya çıkar. Demokrasi ve barış ise; diyalog, çoğulculuk, şiddet dışı ilişkiler ve adalet üzerinde yükselir. Silahların bırakılması demokratikleşme ve barışın zorunlu ilk adımıdır. Ancak, barış ve demokrasi kurumlaşmazsa, ülke kamuoyu siyasal hedeflere kimsenin önüne engellerin çıkarılmadığı koşullarda yarışılan seçimlerle ulaşılacağına ikna olmazsa, silahların suskunluğu kalıcı olmayabilir. Silahlar sustuktan sonra, asıl önemli olan onların bir daha konuşmasına ihtiyaç duyulmayacak bir geleceğin inşa edilmesidir.”
Yazının tamamı için .
Işık Kansu: İmralı ve DEM, Saray ile anayasa pazarlığı yürütüyor
“Bakmayın siz, AKP’lilerin, ‘Bu adımlar, hiçbir şekilde bir pazarlığın parçası olmayacak’ demelerine. Manifestocu İmralı ve DEM, Saray ile anayasa pazarlığı yürütüyor. Yeter ki Saray’daki AKP’li ömür boyu seçilsin. Öyleyse 1923 Cumhuriyeti yerine, siyasi etnikçiler ve siyasi dinciler eliyle “Türkiye’nin yeni yüzyılı”nı kurmak için vur CHP’ye.”
Yazının tamamı için .
Mustafa Balbay: Türkiye terörle mücadeleyi kazandı, şimdi bir daha acıların yaşanmaması çabası var
“Şu unutulmamalı: Türkiye terörle mücadeleyi kazandı. Şimdi bir daha acıların yaşanmaması çabası var. Mücadelenin motorunu Cumhuriyeti kuranların temelini attığı ‘yurttaşlık bağları’ oluşturdu. 1990’lardan 2000’lere Güneydoğu’da köyleri yakılanlar, bölgeyi terk etmek zorunda kalanlar huzuru yine bu ülkenin batı kentlerinde aradı. Şimdi başka bir başlangıç yaşıyoruz! Barış insanların en güzel istemidir. Bu güzel istemin içine başka hedefler katmak en büyük ihanet olur!”
Yazının tamamı için .
Mehmet Ali Güller: Perdenin arkasında aslında ne olduğunu sorgulamak geleceğimiz açısından çok önemlidir
“Evet, PKK’nin silah bırakmasına elbette aklı başında hiç kimse itiraz edemez. Ama perdenin önünde gösterilenle yetinmeyip perdenin arkasında aslında ne olduğunu sorgulamak geleceğimiz açısından, Türk-Kürt birliği açısından çok önemlidir. Üç gün önce ‘siyaset yapan HDP/ DEM’e’ bile tahammül edemeyen, partilerini kapatmaya çalışan, milletvekillerini TBMM’den kovmak isteyen Cumhur İttifakı ne oldu da üç gün sonra 180 derece pozisyon değiştirdi? Bunu sorgulamak, her açılımdan sonra ortaya çıkan yeni ‘düşmanlıkları’ önlemenin gereklerindendir.
Dış gelişmeleri içeride kullanarak iktidarını sağlamlaştıranların ve bunu yeni müttefiklerle devleti ve rejimi dönüştürmekte kullananların hesaplarını çözümleyebilmektir esas olan.”
Yazının tamamı için .